Tarih - 1612’de Osmanlı Devleti İle Hollanda Cumhuriyeti Arasında Yapılan Kapitülasyon Andlaşmasının Sadeleştirilmiş metni / Kadızade ABDULLAH
Nederland vilayetlerine bağlı olan
Gelderland, Holland, Zeeland, Utrecht, Friesland, Overijsel, Groningen ve
Groningerland, ve bunun yanında doğu Hindistan’ın vilayetlerine
tabi birçok memleketin Staaten Generaal’ları ve hakimleri -akibetleri
hayırlı olsun- tarafından sadakatle mühürlenen
mektuplarıyla birlikte Hırıstiyan milletinin ileri gelenlerinden
olan muteber elçileri Cornelis Haga -itaati artsın- huzurumuza geldi.
Mektupları incelendiğinde nihai gayelerinin ihlas ve samimiyetlerini
arz etmek olduğu anlaşılmaktadır. Yine mektuplarından
anlaşılmaktadır ki harbî vilayetlerin gemilerinde olan müslüman
esirleri aileleriyle birlikte kurtararak vilayetlerine göndermişler ve
memleketimize ait gemilere ve insanlara uzun bir zamandan beri tecavüzde
bulunmamışlardır. Bu dostane davranışlarının
neticesi olarak -yüksek eşiğimizle Fransa ve Ingiltere
arasındaki dostlukta olduğu gibi- kendi tüccarlarının,
adamlarının ve tercümanlarının memleketimize emniyet
içerisinde malları ile birlikte gelip ticaret etmelerine izin verilmesini
ve zikredilen ülkelere verilen anlaşmanın bir benzerinin de
kendilerine verilmesini istedikleri bilgimize sunulduğunda istekleri
tarafımızdan uygun görülmüştür. Elçileri Cornelis Haga ise
makamımıza yüz sürerek diğer elçiler gibi eşiğimizde
elçilik hizmetine tayin edilmiş ve ülkemizdeki iskelelere konsoloslar
tayin etmeye yetkili kılınmıştır.
Nederland
vilayetlerine bağlı zikredilen vilayetlerin ve onlara bağlı
olan yerlerin tüccarlarının memleketimize gelip-gidip alış
veriş yapmalarına müsade edilmiştir. Söz konusu tüccarların
getirdikleri altın ve paralardan gümrük vergisi alınmayacaktır.
Beylerbeyiler, kadılar, deftardarlar, darphane eminleri ve
nazırları bu konuda kendilerine müdahale etmesinler ve zorluk
çıkarmasınlar. Nederlan tüccarları ticaret maksadıyla harbî
gemilerde bulunurken yakalanmaları halinde, korsanlık gibi
zaralı faaliyetlerde bulunmadıkları müddetçe esir edilerek
mallarına el konulmasın.
Zamanın
Fransız Kralı, Osmanlı ülkesinden ihracı yasak olan pamuk,
pamuk ipliği ve deri ihracı için müsade istediğinde merhum
ceddim Sultan Selim Han -aleyhi rahmet-i vel rıdvân-
Fransızların çok eskiden beri bizimle dostane ilişkiler
içerisinde olduklarını ve dostluğa aykırı herhangi bir
davranışları olmadığını dikkate alarak bu
taleplerini kabul etmişti. Daha sonraları ihlas ve sadakatları
nedeniyle -merhûm ve mağfûrulleh hüdâvendîgâr- babam (Sultan Mehmed Han)
zamanında ücreti mukabilinde balmumu ve deri almalarına engel
olunmamasını buyurmuştur. Ben de onların verdiği bu
kararlara aynen katılıyorum. Hollandalılar da Fransızlar
gibi ihlas ve sadâkatlerini sunduklarından bütün istedikleri kabul
edilmiş ve onların da pamuk, pamuk ipliği, balmumu ve deri
almalarına müsade edilmiştir
Hollanda
bandralı gemilerin hava şartlarının elverişsiz
olması nedeniyle kendi ülkelerine gidememeleri ve bu taraflara
gelememeleri durumunda memleketimize ait limanlarda ve iskelelerde yatıp
kendi hallerinde alış veriş etmelerine kimse mani olmasın.
Hollandalılar’ın kendi aralalarındaki dava ve husumetleri
elçileri ve konsolosları tarafından kendi kanunlarına göre
karara bağlansın, kadılardan ve zabitlerden hiçkimse bu davalara
müdahale etmesin. Konsoloslar dava edildiklerinde, davacılar konsoloslar
tarafından hapsedilerek evleri mühürlenmesin. Konsolosların ve
tercümanların taraf oldukları davalar Istanbul’da karara
bağlanacaktır.
Yukarıda
zikredilen maddelerin aksine bir emri şerif ibraz olunur ise bu emrin
anlaşma tarihinin öncesinde veya sonrasında verildiğine
bakılmaksızın anlaşmanın hükümlerine uygun olarak
hareket edilecektir.
Hollandalılar’dan
birisi öldüğü zaman beytülmalcılar anlaşmaya aykırı
olarak, mirasına “sahipsiz maldır” diyerek müdahalede
bulunmasınlar. Kassamlar ve kadılar Hollandalılar’dan resm-i
kısmet talep etmesinler. Elçileri ve konsolosları şimdiye kadar
olduğu gibi tercümanlıkta ve yasakçılıkta istedikleri
kimseleri istihdam etsinler, yeniçerilerden ve başkalarından
istemedikleri kimseler hizmetlerine karışmasınlar.
Oturdukları evlerinde kendilerinin ve adamlarının
ihtiyaçlarına yetecek kadar şarap üretmelerine kimse engel
olmasın ve yeniçerilerden ve başka kimselerden her kim olursa olsun
bundan dolayı kendilerinden hiçbir şey istemesin ve zorla alarak
zulüm etmesinler.
Hollandalılar
kendi ülkele-rinden getirdikleri ve Osmanlı ülkesin-den alıp
götürdükleri mallar için Halep, Iskenderiye ve benzeri diğer yerlerde
yüzde üç gümrük vergisi vereceklerdir. Hollanda bandralı gemilere
yüklenile-rek getirilen ve götürülen mallar Hollandalı tüccarlara ait
olmasalar bile bunlardan alınacak elçilik ve konsolos-luk hakkı
Nederland Staaten Gene-raal’ının belirlediği şekilde
Hollanda elçisine ve konsolosuna verilecektir. Hollanda gemilerinden iskeleye
çıkarılmayıp başka bir iskelede satılmak üzere
gemilerde bırakılan mallardan gümrük vergisi talep edilmeyecek ve bu
malları başka bir iskeleye alıp gitmelerine mani
olunmayacaktır. Kanunlara aykırı olarak sonradan
çıkarılan kassabiyye, reft, bâc, yasakkulu gibi vergiler
Hollandalılar’dan talep edilmeyip gemileri iskeleyi terk ederken
kendilerinden selâmetlik vergisi olarak üç yüz akçeden fazla istenmeyecektir.
Cezair-i
Garb korsanları Hollanda limanlarına vardıklarında barut,
kurşun, yelken vesair aletleri almalarına izin verilecek ve korsanlar
da Hollandalı tüccarlara rastladıklarında esir eylemeyip,
mallarını yağmalamayacaklardır. Bu hususa rızayı şerifim
yoktur. Şayet korsanlar Hollandalılar’dan esir alırlar ise
derhal serbest bırakılıp malları eksiksiz olarak iade
edilsin. Eğer korsanlar yinede tecavüzde bulunurlarsa Hollandalılar
bu hususu mektuplarıyla bize bildirsinler ki olay hangi beylerbeyi
zamanında meydana gelmişse o beylerbeyi azl edilip yağmalanan
malları ona tazmin ettirilsin ve esir serbest bırakılsın.
Korsanlar emrime itaat etmedikleri halde Hollanda’ya gittiklerinde
Hollandalılar onları kalelerine ve limanlarına kabul etmeyip
zorluk çıkardıklarında bu durum anlaşmaya zarar
vermeyecektir.
Memleketimizde
görev yapmakta olan beylerbeyiler, beyler, kadılar ve iskele eminlerine
ahkâm-ı şerif gönderilerek şu kararımız kendilerine bildirildi:
Hollandalılar’dan
yukarıda zikredilen dostane ilişkilere zarar verecek bir hareket
sadır olmadığı müddetçe bu tarafta da gerek deniz yoluyla
gelen gemilerindeki adamlarına ve mallarına asla bir ferd müdahalede
bulunmayıp kendi hallerinde ticaretleriyle meşgul olmalarına
mani olunmasın. Daha önceleri esir edilen Hollandalılar azad edilerek
bedelleri kimden satınalındılarsa onlardan geri
alınsın. Hollandalılar müslümanlara ait gemilerden kendi
istedikleriyle zahire alıp harbî vilayetlere götürmedikleri müddetçe
müslüman gemiciler tarafından gemilerine ve mallarına el konulup
içindeki insanlar esir edilmesin. Bu şekilde esir edilen
Hollandalılar azad edilerek malları iade edilsin. Hollanda
gemilerinde harbî tüccara ait meta bulunması halinde meta harbînindir
bahanesiyle hiç kimse müdahalede bulunmasın. Ülkemize veya başka
ülkelere gelirken veya giderken her ne şekilde olursa olsun esir edilen
Hollandalılar azad edilsin-ler. Memleketimize gelip gitmekte Hollanda
gemileri fırtınaya tutulmaları ve yardıma ihtiyaç
duymaları halinde gerek devlete ait gemiler gerekse diğerleri gerekli
yardımı yapmak zorundadırlar. Böyle bir durumda paralarıyla
ihtiyaçlarını karşılama-larına kimse engel
olmasın. Hollandalı tüccarlar, tercümanlar ve adamları kara veya
deniz yoluyla ülkemize gelip alış veriş yapıp adet ve
kanuna uygun olarak vergilerini verdikten sonra gelişte ve gidişte
kaptanlardan, deryada yürüyen reislerden, asker halkından ve diğer
kimselerden hiç kimse kendilerine zorluk çıkarmasın ve kadılar
müdaha-lede bulunmasın. Eğer şiddetli rüzgâr nedeniyle gemileri
karaya oturursa beyler, kadılar ve diğerleri yardım etsinler ve
kurtulan eşyaları kendi-lerine geri verilip beytülmalcılar
müdahalede bulunmasınlar.
Hollandalılar’dan
birinin borçlu olması halinde borç sadece borçludan talep edilecek ve ona
kefil olmayan diğerlerinden talep edilmeyecektir. Hollandalılar’dan
birinin ölmesi halinde mirası vasiyetine uygun olarak
dağıtılacak, şayet vasiyetsiz ölürse mirasına
konsolosları tarafından tasarrufta bulunulmasına kimse müdahale
etmeyecektir. Hollandalı tüccarlar, konsolosları ve tercümanları
ülkemizde alış veriş, ticaret ve kefalet işlerini ve
benzeri şer-î işlemlerini kadıya giderek sicile kaydettirsinler
veya hüccet alsınlar ki anlaşmazlık vukûunda belgeler dikkate
alınarak gereği yapılsın. Bu belgelerden herhangi birinin
bulunmadığı durumlarda, davanın sadece çıkar
sağlamak gayesiyle açıldığı
anlaşılacağından davaları reddedilecektir. Bunun gibi
bazı kimselerin hakarete uğradığı iddiasıyla
iftira atarak sadece çıkar sağlamak gayesiyle açtığı
davalar da reddedilecektir. Hollandalılar’dan herhangi bir kişi
borçlu iken veya zanlı olduğu halde kaçarak ortalıktan
kaybolması durumunda ona kefil olmayan kimseler tutuklanmayacaktır.
______________________________________________________________
*Sadeleştirme, Alexander H.de Groot, The Ottoman
Empire And The Dutch Republic, A History Of The Earliest Diplomatic Relations
1610-1630, Nederlands Historisch-Archaeologisch Instituut, Leiden/Istanbul 1978
sf. 233-246’daki ilgili andlaşmanın transkribe edilmiş metni
esas alınarak yapılmıştır. Andlaşmanın
giriş kısmı çalışmanın kapsamı
dışında tutulmuştur.